Tüp bebek tedavisi, infertil yani kısırlık tedavisinde bir gebelik oluşturmak için tasarlanmış bir işlemi ifade eder. Genelde yumurtalıklar, doğurganlık ilaçlarının bir kombinasyonu ile uyarılır ve takiben yumurtalık foliküllerinden oosit denilen yumurtalar toplanır. Bunlar laboratuvarda erkekten alınan bir sperm ile döllenir (“in vitro“), ardından bir veya daha fazla embriyo rahim boşluğuna aktarılır. Bu adımlar, IVF döngüsü adı verilen yaklaşık iki haftalık bir zaman aralığında gerçekleşir.
Kimlere IVF yapalım?
- Her iki tüpün tamamen tıkanık olması
- Şiddetli erkek kısırlığı
- Azalmış yumurtalık rezervi
- Basit tedaviler ile başarısız olunduktan sonra
- Yumurtalık yetmezliği (Donör tedavisi gerektirir)
- Rahim içi düzeltilemez problemler (Asherman sendromu denilen rahim içi yapışıklıklar veya uterus boşluğunun onarılamaz şekilde bozulması; IVF ile birlikte taşıyıcı anneye ihtiyaç duyar)
Diğer bazı nedenlerle de IVF yapılır. Bunlar
- Cinsiyet seçimi
- Preimplantasyon genetik tanı
- Mitokondriyal geçişli genetik hastalıkların önlenmesi (Donör mitokondriyal DNA transferi); mitokondriyal DNA’da (mtDNA) kalıtsal mutasyonları olan kadınlar için yapılır. İki şekilde uygulama vardır. Donör yumurtadan çıkarılan çekirdek kullanılır ya da hem donör yumurta hem de anne adayının yumurtası döllenir ve takiben anne adayının döllenen embriyosundan çıkartılan nükleer DNA kullanılır.
- Aynı cinsiyetten çiftler için genetik ebeveynlik; Aynı cinsiyette olan erkek çiftler için, bağışlanan donor oosit döllenir ve oluşturulan embriyo taşıyıcı bir anneye aktarılır. Aynı cinsiyetten kadın çiftler için ise bağışlanan donor sperm ile embriyo oluşturulur.
IVF Tedavisine Bağlı Olası Problemler
- Çoğul gebelik oranının artması
- Erken doğum riskinde artış olabilir.
- Risk düşük olmasına rağmen ektopik gebelikler.
- Overyan Hiperstimülasyan Sendromu (OHSS); Yumurtalıkların uyarılması sırasında bazen yumurtalıklar fazla büyür, karın şişmesi ve daha şiddetli vakalarda bulantı ve hatta kusmaya neden olabilen OHSS görülebilir. Bazen ölümcüldür, ancak riskli hasta grubu önceden belirlenerek önlenebilir. OHSS riski, kan östrojen seviyeleri çok yükseldiğinde veya ultrasonda çok fazla folikül görüldüğünde IVF döngüsü iptal edilerek azaltılabilir. IVF döngüsü, hCG verilmeden önce veya oosit alımından sonra iptal edilebilir. Yumurtlamayı tetiklemek için hCG yerine bir GnRH agonisti kullanılması da OHSS riskini azaltır.
IVF Tedavisi ve Sırayla Yapılan İşlemler
- Kontrollü yumurtalık stimülasyonu; Adetin 2. ya da 3. günü iğne tedavilerine başlanır (Gonadotropin enjeksiyonları, genellikle akşamları ve cilt altına yapılır) ve foliküller belli çapa gelene ve çatlatma iğnesi yapılana kadar hormonal kan testleri ve ultrason ile takip edilir. Bu testlerin sonuçlarına bağlı olarak FSH dozu artırılabilir veya azaltılabilir. Oluşan foliküllerde erken yumurtlamayı önlemek için GnRH agonist veya antagonist iğne tedavileri başlanır (Genellikle sabahları ve cilt altına). Kan testi ve ultrason ölçümleri foliküllerin “hazır” olduğunu gösterdiğinde, yumurtlamayı tetiklemek (çatlamasını sağlamak) için hCG enjeksiyonu yapılır.
- Yumurta toplama işlemi (OPU); Bir çeşit anestezi altında, çatlatma iğnesinden 32-36 saat sonra, transvajinal ultrason kılavuzluğunda (Doktor vajinaya bir ultrason probu yerleştirir ve ardından her folikülden yumurtayı çekmek için bir iğne kullanır) her bir foliküle sırayla iğne sokularak içerikleri aspire edilerek gerçekleştirilen işlemdir. İşlemden 1-2 saat sonra hastanın eve gitmesine izin verilir.
- İn vitro fertilizasyon veya ICSI; Döllenmeyi sağlamak için, İn vitro fertilizasyon (IVF) denilen işlem ile toplanan oositler yani yumurta hücreleri bir kültür ortamında spermler ile karıştırılır ve döllenmesi beklenir. Genelde oositlerin yaklaşık yüzde 65’i döllenir. Eğer geçmiş döllenme başarısızlığı veya ciddi erkek faktör kısırlığı varsa mikromanipülasyon ve intrasitoplazmik sperm enjeksiyonunun (ICSI) yapılması gerekir. Yani sperm direk yumurta içine enjekte edilir. ICSI ile döllenme oranları yüzde 50 ila 70 arasındadır.
- Embriyoların implantasyon öncesi genetik testi; Özellikle kistik fibroz veya orak hücreli anemi için bir gen varsa preimplantasyon genetik test yapılmalıdır.
- Embriyo transferi; Embriyo ya bölünme aşamasında (2 ya da 3. gün transferi) ya da blastokist aşamasında (5. gün transferi) rahim içine ince ve esnek bir kateter aracılığı ile transfer edilir. Yumuşak plastik kateter, uterus kramplarını en aza indirmek için olabildiğince nazik bir şekilde yerleştirilir. Bu işlem için anetezi gerekmez. Transfer edilen embriyo sayısı kadının veya çiftin tercihlerine, önceki gebelik ve düşük öyküsüne, kadının yaşına ve embriyoların kalitesine bağlıdır. Eğer preimplantasyon genetik tanı planlanıyorsa embriyo sonuç çıkana kadar dondurulmalı ve transferi daha sonra gerçekleştirilmelidir. Blastokist transferinin başarı oranları daha yüksektir.
- Luteal faz desteği; Endometriyal alıcılığı optimize etmek için, luteal faz sırasında bir progesteron takviyesi uygulamasıdır. Progesteron takviyesi genellikle oosit toplama gününde veya embriyo transferi sırasında başlatılır. Tedavi süresi net değildir, fakat gebelik testi pozitif ya da negatif olana kadar devam edilir.
- Dondurularak embriyoların saklanması; Transfer sonrası kalan embriyolar, ailenin isteği ile dondurularak daha sonra kullanılmak üzere saklanır. Bununla birlikte, çoğu çift, sonunda aşağıdaki seçeneklerden birini seçmeye teşvik edilir.
- Embriyoları daha sonraki bir tarihte transfer edin
- Onları araştırma veya başka bir çiftin kullanması için bağışlayın
- Embriyoları atın
Başarı Oranları
Genel olarak, IVF sonrası canlı doğum başarı oranları yaklaşık yüzde 30’dur. Başarı oranı kadının yaşı, kısırlığın nedeni ve tedavi yaklaşımı gibi çeşitli faktörlere bağlıdır.